Sözlükçe, Hazırlayan: Metin Bal, Yrd. Doç. Dr. Felsefe Bölümü.

"Metafiziğe Giriş", Henri Bergson, çev. Ahmet Aydoğan, Bu metin için bkz. Henri Bergson, Gabriel Marcel, René Guénon, Metafizik Nedir, Derleme kitap, 2001, İstanbul: Birey Yayınları. ss. 23-47.

20'nci Yüzyılda Felsefe dersimde okuttuğum materyallerden biri olan bu çevirideki anlaşılması güç kavramlar için hazırlanmıştır:

ameli: practical, operational, functional.

ameliye: operation.

beka: lasting, continuation, perpetuity, survival.

celbetmek: summon, demand.

cihet: side, aspect, point of view.

deruhte etmek: undertake.

deruhte edilen: assumed.

duyarlılık: sensibility. bağıl duyarlılık:  relative sensibility.

filhakika: in effect, doğrusu, gerçekten, aslında.

görsel bellek: visual memory.

görüntü kirliliği : visual pollution.

hasılı: kısaca, in short.

hasebiyle: in consequence of, consideration, account.

hasıl olmak: derive, originate, accrue.

husule getirmek : bring about, come into existence.

ihdas: formation, create, form.

iktifa: contentment, be satisfied with.

iktiza: necessity, need, requirement.

iktiza: necessity, need, requirement.

ilgileme cümlesi: relative clause.

imtina etmek: avoidance, abstention, refusal, decline.

irca etmek: indirgemek, reduce.

matuf: directed towards.

mecz olma: erime, eriyik olma.

merbut: dependent, appertain.

mevzuu: subject matter.

muadil: counterpart, equal, equivalent.

muayyen: definite, certain, known.

muhasım: encounterer, antagonist.

muhtelif: various, sundry, several, different.

mutad: habitual, routine.

muhayyile: imagination, fancy.

muhteva: content, ingredient.

muvaffak: successful, thriving.

müşahede: observation, sight, comment.

müşterek: common, collective, mutual.

mütemayil: inclined, disposed, apt to do sth.

nazar: regard, look, opinion.

nazar değmek: affected by the evil eye, be coveted.

nisbi: proportional, relative.

müstakar: stabile, sabit.

nefyetmek: sürgüne göndermek, olumsuzlamak.

rakkas: pendulum, sarkaç.

revaç: request, demand.

sarahat: clarity, certainty, lucidity, explicitness.

sonda: probe, seeker, yoklama.

şamil: including, comprising.

şua: ray, gleam, beam.

tashih: revise, adjustment, correction, amendment.

tavsif: definition, description. yanlış tavsif: misdescription.

tebellür: aydınlanma, netleşme.

tekessüf: concentration.

temayül: propensity, inclination.

tenakuz: contradiction, discrepancy.

terkip: composition, combination.

teşmil edilebilir: extendable.

umumiyetle: in general, general, for the most part.

vasıl olma: arrive, reach.

vehim: chimera, illusion.

vetire: süreç, process.

yeknesak: uniform, monotonous.

yekpare: in a single piece, entire, compact.

zaviye: angle, corner, köşe, açı.

zımni: gizli, tacit, unspoken, implied, implicit.

 Ana Sayfa