Augustinus'da Zaman ve Yaratım, Simo Knuuttila, Çeviren Metin Bal

“Augustinus’ta Zaman ve Yaratım”[1], Simo Knuuttila. Çev. Metin Bal[2]

Bu yazının yayınlandığı dergi: Bibliotech, Felsefe, Sosyal Bilimler Dergisi, 2012, 15 Şubat-15 Nisan, Sayı: 16, Yıl: 5,  ss. 67-73.

(Aşağıdaki yazının tamamını okumak için tıklayınız lütfen!)

Ana Sayfa

 

Augustinus’un en yaygın felsefi ve teolojik kozmoloji hakkındaki tartışmaları onun Genesis üzerine açımlamalarında (De Genesi contra Manichaeos [Maniheistlere Karşı Genesis][3], De Genesi ad litteram imperfectus liber [Genesis’in Gerçek Anlamı: Bitmemiş Bir Kitap], De Genesi ad litteram libri duodecim [12 Kitapta Genesis’in Gerçek Anlamı]), İtiraflar’ın son üç kitabında ve De civitate Dei’nin [Tanrı Devleti] 11 ve 12’nci Kitabında[4] bulunur. Onun yaratım hakkındaki görüşünün ana hatları şunlardır: Tanrı,  vücut kazandırılmış ruhları içerecek şekilde, hem ruhsal melekler alemini hemde görülür dünyayı, daha önce tanrı dışında var olan hiçbir madde ya da başka şeyler olmaksızın, hiçten (ex nihilo) yarattı. Böylece ontolojik olarak yeni varlıklar var oldu.[5] Yaratım Tanrı’nın mükemmel iyi istencinin ebedi özgür bir edimi üzerine temellendirilmiştir.[6] [Yaratım] zahmet, çaba ya da çalışma olmaksızın Tanrı’nın her şeye kadirliğiyle [omnipotence] gerçekleşti.[7] Tanrı ilk olarak gerçekleşen bütün şeyleri ve onların içinde bulunan “tohumsal dayanaklar” yoluyla dünyanın sonuna kadar dayanacak bu şeylerin tamamının koşullarını eşzamanlı olarak yarattı.[8] Tanrı tek yaratıcıdır. Yaratılmış şeyler şeyleri hiçten var edemezler.[9] Tanrı zamanı evrendeki yaratım devinimi içinde yarattı.[10] Yaratımın altı günü hikayesi insan imgelemine yardımcı olan bir metafordur.[11] Augustinus bazen Genesis ı.ı’in “başlangıç”ını (in principio) zamansal bir başlangıç olarak yorumlar, fakat yerleşik bir geleneği izleyerek onu [başlangıcı]  Söz’e ya da Tanrı’nın Oğlu’na (John ı.ı-3) işaret etmek için de kullanır: “Bu başlangıçta, Tanrı, sen gökyüzünü ve yeryüzünü meydana getirdin, kendi sözünde, kendi oğlunda, kendi gücünde, kendi bilgeliğinde, kendi hakikatinde” (İtiraflar ıı.9.ıı).[12]

Augustinus’un yaratım anlayışında kökten yeni olan hiçbir şey yoktu. İkinci yüzyılın sonu ve üçüncü yüzyılın başında teologlar hiçten yaratım düşüncesini vurgulamaya başladılar ve bu [yaratım düşüncesi]  Kilisenin standart öğretisi haline geldi. İkinci yüzyılın bazı Hıristiyan apolojistleri [savunucuları] hâlâ, evrenin zamansal bir başlangıcı olduğu ve [evrenin] evrenden önce var olan bir maddeden yapıldığı şeklindeki Timaios’un düz Platoncu bir yorumunu kabul ediyorlardı.[13] Platon’un tanrısal dünya-meydana getirici hakkındaki hikayesi Patristik[14] düşünce içinde, daha sonrası için bile popüler bir tema olarak kaldı, fakat evren-öncesi madde hakkındaki varsayım tanrının her şeye kadirliğinin ve hakimiyetinin bir sınırlandırılması olarak reddedildi. Bağımsız madde öğretisi Yeni-platoncu düşünürler tarafından da bırakılmışken, onlar dünyanın zamansal bir başlangıç olmaksızın en yüksek ilkeden yayıldığına inandılar.[15] Augustinus Hıristiyanların, evrenin yaratılmış olmasını, zamansal bir başlangıç olmaksızın evrenin Tanrı’ya bağlı olduğu şeklinde anlamamaları gerektiğini ifade etti (Tanrı Devleti II.4) O yaratımdan beridir 6000 yıldan daha az zaman geçmiş olduğunu bildirilmiş bir hakikat olarak kabul eder.  (A.g.y.12.II).

            Augustinus, biraz farklı biçimlerde Stoacı ve Platoncu felsefede bulunan eşzamanlı yaratım anlayışını tohumsal dayanaklar (rationes seminales ya da rationes causales) öğretisiyle birleştirmeye düşkündü. O bunu teolojik bakımdan önemi olan bir düşünce olarak kabul eden ilk kişi değildi, fakat o bunu kendisinden önce gelenlerden daha çok dizgeselleştirdi.[16] Augustinus’a göre, daha sonradan kendi başlarına açılan doğal türlerin üyeleri başlangıçta tohumsal biçimde yaratılmışlardı, fakat tohumsal dayanaklar aynı zamanda doğanın olağan seyrinden mucizevi sapmaların tümünün tohumlarını içerirler.  Bu şekilde Tanrı her yeni varlığın sonul yaratıcısı olarak kalır (Genesis’in Gerçek Anlamı. 6.10.17-11.19, 6.14.25-15.26; De Trin. 3.8.13-9.16). Augustinus, onların bireysel biçimlerinin henüz varolmamasına rağmen bütün insanların tohum halinde Adem’de varolduğunu düşünür (Tanrı Devleti 13.14,22.24). O ölümsüz insan ruhlarının başlangıçta, daha sonradan bir vücut kazandırılmayı beklemek üzere yaratılmış oldukları düşüncesini kabul etmedi, fakat onların tohumsal dayanaklar içine yerleştirilip yerleştirilmedikleri konusu açık değildir.[17]Augustinus Tanrı’nın anlık yaratıcı edimi ve Tanrı’nın koruyucu ve müdahaleci etkinliği arasında ayırım yaptı. Yaratıcı düzenin var olması sürekli olarak Tanrıya bağlıdır (Genesis’in Gerçek Anlamı. 4.12.22; Tanrı Devleti 12.26).

 

[1] “Time and creation in Augustine” Simo Knuuttila. The Cambridge Companion to Augustine, Edited by Eleonore Stump and Norman Kretzmann, Cambridge: Cambridge University Press, 2001. ss. 103-115.

[2] ADÜ, Felsefe Bölümü öğretim üyesi. E-posta: balmetin@gmail.com

[3] Ç.N. metindeki köşeli parantezler çevirmen tarafından eklenmiştir.

[4] Solignac 1973; metinle ilgili referansları içeren kısa bir özet ve bibliyografya için bkz. Mayer 1996.

[5] Maniheistlere Karşı. ı.6.10; İtiraflar ıı.5.7, 12.7.7, 12.8.8; Genesis’in Gerçek Anlamı.ı.14.28-15.29; Tanrı Devleti 12.ı.

[6] Maniheistlere Karşı. ı.2.4.; Genesis’in Gerçek Anlamı. I.5.ıı, 2.6.14; Tanrı Devleti ıı.21,24.

[7] De diversis quaestionibus octoginta tribus 78; Genesis’in Gerçek Anlamı .9.17.32; Tanrı Devleti 12.18.

[8] Eşzamanlı yaratım için bkz. Genesis’in Gerçek Anlamı. 7.28; Genesis’in Gerçek Anlamı. ı.15.29, 4.33.52. Tohumsal dayanaklar için bkz. örneğin Genesis’in Gerçek Anlamı. 6.10.17-6.11.19.

[9] Tanrı Devleti 12.26.

[10] Genesis’in Gerçek Anlamı. ,5.5.12; Tanrı Devleti ıı.6.

[11] İtiraflar 13.29.44; Genesis’in Gerçek Anlamı. 4.33.52.

[12] Şuraya da bkz. Tanrı Devleti ıı.33. Augustinus’tan önceki diğer yorumun tarihi için bkz. Nautin 1973.

[13] May 1978, 120-182. Akademi’de Platon’un hemen ardından gelen izleyicileri evrenin başlangıçsız olduğunu düşündüler. Plutarkos ve Attikus birçok kez bu düz yorumun Orta Platoncu temsilcileri olarak anıldılar, fakat Proklus’a göre bunlar gibi daha birçokları vardır. Dillon 1977, 33,42,207-208,252-254, Sorabji 1983, 268-272, Meijering 1979, 40.

[14] Ç.N. Patristik düşünce Kilise Babaları olarak bilinen Hıristiyanlığın erken dönem yazarlarına ait yapıtları kapsar.

[15] Şuraya da bkz. Sorabji 1983, 313-315.

[16] Mayer 1996, 86-91.

[17] Augustinus (ruhun kökeni hakkındaki tradusianist görüşün) maddesel cisimler ve maddesiz ruhların ebeveynlerden devredip etmediği sorusunu ya da (yaratıcı görüşün) Tanrı tarafından bireysel ruhların sürekli olarak yaratılıp yaratılmadığı sorusunu çok sık tartıştı. Onun teolojik inançları tradusianist görüşü önermesine rağmen o bu konuda bir karar vermekten kaçınmayı tercih etti. Bu ve bununla ilgili birtakım temalardaki temel rahatsızlık nedeni Adem’in kökensel günahı ve onun sonuçları öğretisiydi. Bkz. O’Connell 1987; O’Daly 1987, 15-20; Rist 1994, 317-320.

(Yukarıdaki yazının devamını okumak için tıklayınız lütfen!)

 

Ana Sayfa