Urla Felsefe Günleri V.

Urla Felsefe Günleri V.

Felsefe ve Toplum İlişkisinde Felsefe Eğitiminin Önemi

5, 6 Ekim 2018 Urla, İzmir

"Eğitime Felsefeyle Yaklaşmak: Platon’un Mağaralıları, Kopuş Filmi, Gatto ve Kitle İmha Silahı Olarak Eğitim ve Crusoe Ne Yaptı?" Metin Bal, 2018. (A Philosophical Approach To Education: Plato’s Cave Dwellers, The Film Detachment, Instruction as a Weapon of Mass Destruction and What is done by Crusoe?) Özne. Felsefe, Bilim ve Sanat Yazıları. 29. Kitap, Güz 2018, (Baskı tarihi: Aralık 2018), ss. 223-243. ISBN: 978-605-196-230-6. Çizgi Kitabevi Yayınları. Konya. Sayı editörü: H. N. Erkızan.

ANA SAYFA

 

 

 

"Platon'un Mağaralıları ve Tony Kaye'in Kopuş'undaki (Detachment) Çöküş", Metin Bal.

ANA SAYFA
ANA SAYFA

 

“EĞİTİME FELSEFEYLE YAKLAŞMAK: PLATON’UN MAĞARALILARI, TONY KAYE’İN KOPUŞ FİLMİ, GATTO ve KİTLE İMHA SİLAHI OLARAKEĞİTİM ve ROBİNSON CRUSOE NE YAPTI?”  ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME YAZISI, Yazar: Özgür DAYAÇ, İzmir Özel Tevfik Fikret Okulları, İzmir Özel Tevfik Fikret Anadolu ve Fen Lisesi Felsefe Öğretmeni

 

                                                                                  “Onlar susarsa, taşlar konuşacaktır.”[1]

 Mevcut eğitim sistemi ve anlayışları üzerine eleştirel,  kurucu bir perspektifle ve felsefi düşünüşle kaleme alınmış olan makale[2],  Platon’un Devlet adlı yapıtının 7’inci bölümünde yer alan Mağara Alegorisi, Tony Kaye’in Kopuş filmi,  G. Petrov’un Beyaz Zambaklar Ülkesinde adlı yapıtı ve Daniel Defoe’nun Robinson Crusoe romanı ile J. T. Gatto’nun Eğitim Bir Kitle İmha Silahı adlı yapıtı üzerine temellendirilmiştir.  Felsefe eğitiminin ve genel anlamıyla eğitimin nasıl olması gerektiğine ilişkin farklı bir bakış sunmaktadır. 

Platon’un Devlet adlı yapıtında yer alan “Eğitim birçoklarının sandığı şey değildir” şeklindeki vurucu ifadesinin epigraf olarak kullanıldığı ilk bölüm, aklın peşinden giderek aydınlanmış bir zihnin öğretmenlik mesleğinin faili olduktan sonra nasıl bir tutum sergilemesi gerektiği hakkında öneriler içermektedir. Bu bölümde, eski çağlardan günümüze değin süregelen eğitim olgusunun neden “iyi” ideali üzerinde yükseldiğini, onun felsefi dayanaklarının otantik köklerine inerek kavrarız. “Aydın” olarak nitelenen kimselerin mağara alegorisini aslına uygun biçimde yorumladıkları halde mağaraya ve çok sevdiğim deyişle “mağaralılar” arasına geri dönmeyip mağaralılardan kopuş yaşayarak hakikati aramaya devam etmek ve hakikat hakkında bulduklarını, onu henüz göremeyenlerle paylaşmak yerine radikal ancak çözüm sunmayan yıkıcı bir tavırla kendi gördüklerini herkesin görmesi niyetiyle bulunduğu yere ve kendisine bakmak yerine uzağa, bakışındaki yanılsamaya haklı bir eleştiri getirmektedir. Bu uzağa bakış, eğitim sisteminde sisteminin tüm üyelerine dayatılan ilerleme misyonuna gönderme yapılarak, amaçlanan ve iyi idealine uygun bir varoluş alanı kuramamasının ötesinde hiçliğe doğru yönelen bir boşa kürek çekiş olduğuna dikkat çekmektedir.  Böylelikle okuyucuda şu soru oluşmaktadır: Mağara alegorisindeki misyona uygun olarak kendisine ve öğretmenlik mesleğinin bir faili olarak etrafındakilere bildiklerini aktaramayan bir kimseye aydın ya da aydınlanmış diyebilir miyiz?

İlk bölüm olan Platon’un Mağara Alegorisi’nde Mağaralılar ve Felsefe Eğitimi bölümü, süregelen ve varolan devlet politikaları ile eğitim sistemleri arasındaki ilişkinin serimlenmesiyle devam etmektedir, çünkü eğitim geçerli devlet politikalarının bir ürünüdür.  Eğitim sisteminin devlet örgütlenmesi içindeki konumu, “Eğitim sistemi siyasi iktidarlar için mevcut toplum düzenini sürdürmeye yarayan bir santrifüj işlemi görür”[3] ifadesiyle dile getirilmektedir. Siyasi devrimlerle bir kimsenin kendisini “biri” yapmak bakımından devrim kabul edilebilecek eğitimin işlevi arasında paralellik kurulması dikkat çekicidir. Eğitimin bir kimseye bu türden bir olanak sunup sunmadığı yazının ilerleyen bölümlerinde tartışılmaktadır. Platon’un “mutluluk” kavramı hakkındaki sorgulaması yine onun akıl ve erdem sahibi kişi olmakla ilgili görüşleri ile ilişkilendirilerek anlatılmaktadır. Mutluluğa ulaşmış kimsenin “diyalektik yürüyüş” sonunda erdemli ve epistemeye sahip kimse olduğu belirtilerek buna eğitim aracılığıyla ulaşılabileceği vurgulanmaktadır. Bir kimsenin kendi aydınlanmasını gerçekleştirme potansiyelini harekete geçiren bir itici güç olarak “diyalektik yürüyüş”ün işlevi, yine Mağara Alegorisi aracılığıyla, “Bakılabilecek yerler duvarlardaki gölgeler sahnesi ya da ışıldayan düşünceler sahnesidir. Diyalektik yürüyüş bakışımızı bu iki sahne arasında çevirerek gerçekleştirilir”[4] ifadesiyle açıklanmaktadır. Eğitim tüm bu anlamlarıyla Platon’dan günümüze taşınan bir meşale olarak değerlendirilmiş ve ilk bölüm bu saptamayla sonlandırılmıştır. Sistematik felsefenin ilk nüvelerinden yola çıkan eğitimde anlam soruşturması, sıradan bir saptamadan beklenenden öte bakış, bilgi ve çok yönlü kavrayış içermesi bakımından değer taşımaktadır.

Tony Kaye’in Kopuş Filminde Eğitimin Sorgulanması başlıklı ikinci bölüm “Eğitim yalnızca resmi bir iş değildir” cümlesiyle başlamakta ve öğretmen-öğrenci ilişkisi ile bu ilişkiyi kapsayan tüm varoluş alanlarının etkisinden söz edilmektedir.  Bu bölümde okuyucuyu kendi öğrencilik yıllarıyla, öğretmen ise yapmakta olduğu işin değeri ile ve her iki özne de yaşamlarında bir dönem varoluşlarını gerçekleştirdikleri yaşam alanı ile samimiyetle yüzleştirilmektedir. “Kendinizi aldatmak en güvenli olduğunu sandığınız yerde gerçekleşir”[5] gibi ifadelerin yoğunlukla yer aldığı, psikanalitik ve cesur bir girişimle,  edebiyat ile sinemanın varoluşçu felsefeyle beslenen öncü örnekleriyle temellendirilmiş anlatı, çocukluktan bu yana çoğunlukla üzeri örtülerek sorulan “ben kimim?” sorusuna eğitim aracılığıyla aranan yanıtları içermektedir. Kopuş, sorumluluk, bağ kurma, ciddiyet kavramlarının felsefi soruşturmasıyla bireyin eğitimle olan ontolojik bağını ortaya çıkaran sorgulama süreci özet olarak “Kendinizi önemsemek, kendi savaşınızdır”  ve “…yaşam sürekli öğrenmektir”[6] sözlerinde ifadesini bulmaktadır.

 Günümüzün Global Dünyasında Öğrencilerin ve Öğretmenlerin Durumunu aynı başlıkla irdeleyen üçüncü bölüm, olgusal ve güncel örnekleriyle eğitimin içinde bulunduğu evrensel trajediyi bir açmaza dönüştüren koşul ve eylemleri, öğretmen ve öğrenci gibi iki temel failin sorumlulukları açısından irdelemektedir. “Can sıkıntısı, “ aidiyet, “ahlaki koku”, “sanal çocuksuluk fabrikaları” gibi çarpıcı kavramları eğitim sisteminin başarı ile özdeşleştirilen başarısız girişimlerinin nedenlerini ve sonuçlarını,  J. T. Gatto’nun Eğitim Bir Kitle İmha Silahı adlı yapıtını temel alarak ve yine kült, distopik, eleştirel edebiyat ürünleri ile sinemanın etkili örneklerini kullanarak inkârı zor biçimde gözler önüne sermektedir. Metin Bal’ın kullandığı ironik dil, okuyucuyu, felsefenin temel işlevlerinden biri olan sürprizle karşılaştırmak yolu ile şaşırtarak düşündürüyor. Örneğin,  “İnanabiliyor musunuz? New York dünyanın eğlenmek için gittiği yer ama eğitimciler orada sıkıntı üretiyor”[7] gibi ifadeler dikkatimizi çekmeyen karşıt durumların düşünme konusu olmasını sağlıyor. Yalnızlığın, ilgisizliğin,  önemsiz hissetmenin, kendini bir kimse yapmanın, muhalif olmanın, işleyen bir makinenin duyarsız parçaları olmayı sistemin olması gereken varlığı olarak algılamanın ne demek olduğunu ve iktidarın korkularını gizlemek için kullandığı bir kontrol aygıtı olarak eğitimin bileşenlerinin sorgulandığı bölüm, özgürleşmenin ve insiyatif kullanmanın önemi üzerine okuyucuyu düşünmeye davet ederek sonlanmaktadır.

 Grigoriy Petrov’un Beyaz Zambaklar Ülkesinde Kitabının Düşündürdüğü Soru: Robinson Crusoe Ne Yaptı? başlıklı son bölümde, eğitimin yaratıcı gücüne değinen sorgulama süreci, “hayal gücüne sahip olmak”la “hayalperest olmak” arasındaki farkı ortaya koyarak bir kimsenin kendini biri yapmakta önemli rol oynayan cesaret ve farkındalık üzerine gelişiyor. Konfor alanı içinde olan bir kimsenin koşulları değiştirmek için harekete geçmeyeceğine, “Onun saltanatı tutsaklığıydı”[8] ifadesiyle dikkat çekiliyor.  Tıpkı mağaralılar gibi Umutsuzluk Adası’nda bulunan bir adalı olmak da hakikatin peşinde olmaktan haz alan bir kimseyi hayal gücünü takip ederek değer üreterek mutlu kılabilir. Kopuşu takip eden kaçış, aynı zamanda bir kentin orta yerinde adalı olarak yaşamayı işaret etmekte ve kendi dünyasında tutsak olan atomize ve atıl bireyselliklere yol açmaktadır. Bunun farkında olan bir kimsenin anlatıda önerildiği üzere yapabileceği şeyler, “ilki düşünmenin mutlu eden bir yolunu bulmalıyız ya da … Mutsuz bir hayatı sürdürecek şeyleri yapmamayı tercih ederek yaşamın o şekline son verebiliriz”[9] gibi iki seçenek dâhilinde değerlendirilebilir. Görünürde eğitimin amacı olarak kendi hayatlarımızın bizzat kurucusu olma,  daha önce de sözü edilen otodidakt bir tavırla mümkündür.  Ölüme karşı yaşamı üretme ve çoğaltma yönünde yol alan otodidakt kimse,  süregelen, başarısız, buyurgan, tikellikleri yok etmeye yönelik eğitim sisteminin açmazlarına, farkındalık,  yaratıcılık ve hayal gücü gibi direnmeyi mümkün kılan başkaldırı araçları edinerek karşı durabilecektir.  Makale, öğretmenlere, kalıplaşmış yargılardan kaçınarak kendilerini yenilemek için J. T. Gatto’nun  “entelektüel diyet /entelektüel perhiz” ve bir Latin atasözü olan  “Docendo disco, scribendo cogito’yu (öğreterek öğreniyorum, yazarak düşünüyorum)” hatırlatan önerilerde bulunarak son buluyor.

 Metin Bal’ın Özne Dergisi (29.Kitap, Güz 2018) eğitim hakkındaki makalesi, günümüz eğitim sistemine eleştirel ve refleksif bir yaklaşımla yazılmış olmasının yanında, konunun otantik köklerine inerek derin ve felsefi sorgulamalar içermektedir. Sürprizli, analitik ve yaratıcı nitelikteki aktarım,  yararlanılan referanslar ve felsefe dışındaki farklı disiplinlerdeki  (sinema, edebiyat, araştırma yazıları gibi) çeşitliliği ile de dikkat çekicidir. Makalenin, içerdiği kullanılan ironik dile uygun biçimde ortaya konulan problemlerin okuyucu üzerindeki şaşırtıcı etkisi kadar yeni sorulara kapı aralayan çözüm önerileri taşıması bakımından da ayrıca değerli olduğu kanısındayım. Platon’dan bu yana süregeldiği gibi günümüzde de değişime meydan okurcasına eğitimi oluşturan dinamiklerin benzer sorunlar taşıdığının gösterilmesi, onun evrensel düzlemde mevcut devlet politikalarıyla ilişkisini netleştirmektedir. Eğitim sisteminin toplumun dönüştürücü dinamiklerinden biri olmasına karşın sözcüğün tüm anlamlarıyla kurumsal bir yapı taşımamasının nedenleri örneklerle somutlanarak takdire değer bir çabayla sunulmuştur. Sistemin reformasyonu adına yapılmakta olduğuna tanık olduğumuz, gönüllülük esasına dayalı birçok örgütlü çalışma bile yine söz konusu mağlubiyetin gerekçelerine uygun biçimde ezberci düşünce ve eylemlerden öteye gidememektedir. Bunların bilgisine sahip olmasına rağmen Sayın Bal’ın düşünceleri, salt ileriye değil, hatta bizzat kendi yaşamlarımıza ve edimlerimize bakmamız gerektiğine dikkat çekmesi bakımından da ufuk açıcı ve umut verici niteliktedir. Felsefe öğretmenleri ve genel olarak öğretmenler için bir Eğitim Manifestosu yazma motivasyonu uyandırmaktadır.

 Felsefe eğitiminin işe yararlığı eğitimin küçük yaşlardan başlayarak sürekliliğine ve alan bilgisi olan kişiler tarafından verilmesiyle bağlantılıdır. Eğitim fakültelerinde herhangi bir alanın eğitimini gören tüm öğretmen adaylarına ve sadece alan eğitimi alıp öğretmenlik yapma imkânı tanınan tüm adaylara tamamlayıcı felsefe eğitimi verilmesi eğitimci eğitiminin ciddiyetini yansıtan bir uygulama olmalıdır.


[1] Pascal, Blaise, Düşünceler, Çev: Devrim Çetinkasap, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017,İstanbul.

[3] Bal, Metin, Eğitime Felsefeyle Yaklaşmak: Platon’un Mağaralıları, Tony Kaye’in Kopuş Filmi, Gatto ve Kitle İmha Silahı Olarak Eğitim ve Robinson Crusoe Ne Yaptı?, Özne Felsefe, Bilim ve Sanat Yazıları, Güz,2018, s.225

[4] Bal, Metin, Eğitime Felsefeyle Yaklaşmak: Platon’un Mağaralıları, Tony Kaye’in Kopuş Filmi, Gatto ve Kitle İmha Silahı Olarak Eğitim ve Robinson Crusoe Ne Yaptı?, Özne Felsefe, Bilim ve Sanat Yazıları, Güz,2018, s.226

[5] Bal, Metin, Eğitime Felsefeyle Yaklaşmak: Platon’un Mağaralıları, Tony Kaye’in Kopuş Filmi, Gatto ve Kitle İmha Silahı Olarak Eğitim ve Robinson Crusoe Ne Yaptı?, Özne Felsefe, Bilim ve Sanat Yazıları, Güz,2018, s.230

[6] Bal, Metin, Eğitime Felsefeyle Yaklaşmak: Platon’un Mağaralıları, Tony Kaye’in Kopuş Filmi, Gatto ve Kitle İmha Silahı Olarak Eğitim ve Robinson Crusoe Ne Yaptı?, Özne Felsefe, Bilim ve Sanat Yazıları, Güz,2018, s.234

[7] Bal, Metin, Eğitime Felsefeyle Yaklaşmak: Platon’un Mağaralıları, Tony Kaye’in Kopuş Filmi, Gatto ve Kitle İmha Silahı Olarak Eğitim ve Robinson Crusoe Ne Yaptı?, Özne Felsefe, Bilim ve Sanat Yazıları, Güz,2018, s.236

[8] Bal, Metin, Eğitime Felsefeyle Yaklaşmak: Platon’un Mağaralıları, Tony Kaye’in Kopuş Filmi, Gatto ve Kitle İmha Silahı Olarak Eğitim ve Robinson Crusoe Ne Yaptı?, Özne Felsefe, Bilim ve Sanat Yazıları, Güz,2018, s.240

[9] Bal, Metin, Eğitime Felsefeyle Yaklaşmak: Platon’un Mağaralıları, Tony Kaye’in Kopuş Filmi, Gatto ve Kitle İmha Silahı Olarak Eğitim ve Robinson Crusoe Ne Yaptı?, Özne Felsefe, Bilim ve Sanat Yazıları, Güz,2018, s.241

ANA SAYFA
 

ANA SAYFA
 

ANA SAYFA

"Eğitime Felsefeyle Yaklaşmak: Platon’un Mağaralıları, Kopuş Filmi, Gatto ve Kitle İmha Silahı Olarak Eğitim ve Crusoe Ne Yaptı?" Metin Bal, 2018. (A Philosophical Approach To Education: Plato’s Cave Dwellers, The Film Detachment, Instruction as a Weapon of Mass Destruction and What is done by Crusoe?) Özne. Felsefe, Bilim ve Sanat Yazıları. 29. Kitap, Güz 2018, (Baskı tarihi: Aralık 2018), ss. 223-243. ISBN: 978-605-196-230-6. Çizgi Kitabevi Yayınları. Konya. Sayı editörü: H. N. Erkızan.

ANA SAYFA